Soru ve Sorunlarınız için;

çekinmeden bana yazabilirsiniz...

Change language

Solunum Yoğun Bakımı

Solunum Yoğun Bakımı

Hasta artık daha yoğun, daha steril bir bakıma ihtiyaç duyduğunda ve hayatını tehdit eden bir risk oluştuğunda doktorun kararıyla yoğun bakıma alınıyor. Hastanın yoğun bakımda kalma süresi hastalığın türüne, hastanın tedaviye cevap verme sürecine göre değişiyor. Yoğun bakım üniteleri hastanelerin en merak edilen, herkesin kendi ya da yakınlarının tecrübeleriyle tanımladığı özel alanlardır. 

Yoğun bakımı hastanın bir veya birden fazla organının fonksiyonlarının geçici olarak bozulması ve / veya yetersizliği nedeni ile vücut fonksiyonlarının aksaması sonrasında, uygulanan tanı ve tedavi süreci ve bu süreçteki tüm faaliyetlerin genel adı olarak tanımlanır. Bu süreç; organların fonksiyonlarının yetersiz olmasına yol açan esas neden ortadan kalkıncaya kadar veya ömür boyu bu fonksiyonların desteklenmesi şeklinde devam edebiliyor. Bu süreçte bilimsel ve etik kurallara uygun olmalıdır.

Yoğun bakım süreçleri nerelerde uygulanır?

Adından da anlaşılacağı gibi “Yoğun Bakım Üniteleri”nde uygulanır. Bu faaliyetler hastane içinde konuşlandırılmış özel donanımlı, kendine özgü işleyiş ve kuralları olan ünite veya branşlaşmış yerlerdir. Bu üniteler; modern tıbbın sağladığı her türlü cihaz ve teknolojiyi kullanan, yoğun bakıma yönelik bilgi ve becerileri olan hekim ve hemşirelerin multidisipliner anlayışla ekip ruhu ile çalıştıkları bölümlerdir.

“Hayatı tehdit etmek” ne demektir?

“Hayatı tehdit eden” denildiğinde, müdahale edilmediği durumlarda yaşamın yitirileceği ciddi hastalıklar veya durumlar akla gelir. Böyle bir durumda; başlangıçta bir veya birçok organ ve doku, sonrasında da tüm vücut etkilenir. Her türlü girişim ve imkana rağmen yine de hasta yaşamını yitirebilir. Örneğin; trafik kazalarındaki ciddi baş, göğüs, büyük kemik kırıkları gibi yaygın vücut travmaları acil müdahale edilmediği zaman yaşamın yitirileceği durumlardır ve “Acil Hal” kapsamına girerler.

Ama yoğun bakımlardaki hayatı tehdit eden durumlara örnek vermek istersek; ateroskleroz (atardamarların sertleşmesi) hastalığına bağlı ani gelişen kalp krizi (miyokard enfarktüsü) yaşamı tehdit eden bir durumdur. Diğer yandan kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişinin pnömoni (zatürre) olması sonucunda aniden gelişen solunum sıkıntısını (akut solunum yetmezliği) ve dolayısıyla diğer organlarında ciddi etkilendiği durumları da başka bir örnek olarak düşünebiliriz.