Soru ve Sorunlarınız için;

çekinmeden bana yazabilirsiniz...

Change language

Plevra

Akciğer Zarında Sıvı Birikmesi (Plevra Effüzyonu)

Plevra (Akciğer Zarı), akciğer ve göğüs boşluğunu örten bir zardır. Visceral ve paryetal zarlar olarak isimlendirilir.

Nedir?

Akciğer dış yüzünü ve göğüs duvarı iç yüzünü saran bu zarlar arasında kalan boşluğa, sıvı birikmesine plörezi denir.

Normalde, bu iki zar arasında çok az (20 ml) sıvı bulunur. Birçok akciğer veya akciğer dışı hastalığa bağlı olarak, ya Sıvının salınımının artması veya geri emiliminin azalmasına bağlı olarak bu zarlar arasında sıvı miktarı artar ve plevral efüzyon (plörezi) denilen tablo oluşur.

Solunum sistemine ait verem, akciğer veya akciğer zarının kanseri, akciğer embolisi(akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması), zatürree, sarkoidoz, akciğer absesi gibi birçok hastalık plöreziye neden olur. Ülkemizde görülme sıklığı yüksek olan verem, plörezinin en sık nedenidir. Plörezi, her yaş grubunda görülmekle beraber vereme bağlı olarak geliştiğinde hasta popülasyonunu sıklıkla genç erişkinler oluşturur. İleri yaş grubu hastalarda plevrada sıvı birikimine yol açan hastalık Akciğer Kanseridir. Akciğer kanseri, Kanser hücrelerinin kan yoluyla dağılması veya komşuluk yoluyla plevrada sızı artmasına neden olabilir. Bakteri ve virüslerin neden olduğu zatürrede plevral sıvı hastalığın komplikasyonu olarak gelişebilir. Akciğer embolisi, asbest ve bazı minerallerle karşılaşma, göğüs travmaları plöreziye neden olan diğer solunum sistemi hastalıklarıdır.

Solunum sistemi dışında, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği, guatr hastalıkları, bazı ilaçların kullanılması, diğer organ kanserlerinin metastazları (meme, over kanserleri vs.), karaciğer hastalıkları, bazı bağ dokusu hastalıkları(romatoid artrit vs.), by-pass operasyonları sonrası, Ailevi Akdeniz ateşi, radyoterapi uygulama sonrası gibi nedenlerle de plörezi gelişebilir.

Belirtileri

Nefes darlığı, göğüs ağrısı, kuru öksürük, ateş ve titreme belirtileri arasındadır. Sıvının az olduğu durumlarda iki iltihaplı zarın birbirine sürtünmesi ile nefes alıp vermekle artan şiddetli ağrı olur. Sıvının artmasıyla birlikte ağrı azalır. Artan sıvının akciğerlere basınç yapmasına bağlı olarak mevcut nefes darlığı artar. Öksürük, ateş, titreme bu yakınmalara eşlik edebilir.

Plevra efüzyonları plevra boşluğunda sıvı birikmeleridir. Plörezi ve plöral efüzyonlar tüberküloz, pnömoni (zatürre) pulmoner emboli, pankreatit, kanser veya kortfestif kalp yetmezliği gibi hastalıkların veya göğüs üzerine travma veya diğer ciddi durumların komplikasyonları olarak meydana gelir.

Plörezide zarın iltihaplı iki tabakası nefes alıp verdiğiniz zaman birbirine sürtünür, Bu, göğsünüzde öksürme, aksırma ve derini nefes alma ile dahada kötüleşen şiddetli bir ağrı meydâna getirir. Bu ağrı nefesinizi tuttuğunuz zaman veya bazen, ağrıyan yerin üzerine basınç uyguladığınız zaman rahatlar.

Plevra efüzyonları meydana geldiğinde ağrı genellikle ortadan kalkar, çünkü sıvı ibir yağlama maddesi işlevi görür, fakat eğer, yeteri kadar sıvı birikirse, akciğerlere basınçyapar ve normal işlevlerini bozarak nefes darlığına yol açar. Bununla beraber kuru bir öksürük, ateş ve tiremede bazen meydana gelir. Özellikle eğer plevre boşluğundaki sıvı enfeksiyonluysa, plörezinin sonu, genellikle, buna yol açan hastalığın ciddiyet derecesini bağlıdır.

Teşhis

Hasta hekime başvurduğunda, solunum sistemi muayenesinde sıvının olduğu tarafta solunum sesleri duyulmaz. İlk tanısal tetkik akciğer grafisinin çekilmesidir. Sıvının az olduğu durumlarda akciğer ultrasonografisi ve bilgisayarlı akciğer tomografisi ile daha detaylı bilgi alınabilir.

Grafi görüldükten sonra sıvının rengini görmek, tanıya yönelik inceleme yaptırılmak amacıyla, bir enjektör yardımı ile göğüs duvarından girilerek plevra boşluğunda biriken sıvıdan örnek alınır. Bu işleme torasentez denir. Bu işlem ayrıca, sıvının çok olmasına bağlı olarak nefes darlığı fazla olan hastalarda hastayı rahatlatmak amacıyla sıvının boşaltılması içinde yapılır.

Sıvının laboratuar özellikleri görüldükten sonra tanıya varmak amacıyla kapalı plevra biyopsisi yapılır. Plevra biyopsisi, lokal anestezi ile göğüs duvarından özel bir iğne ile girilerek plevradan parça alınmasıdır. Alınan materyal bakteriyoloji ve patoloji laboratuarlarına gönderilerek incelenir. Bu biyopsi ile her zaman kesin sonuç alınmayabilir. Bu durumda torakotomi ile açık plevra biyopsisi veya torakoskopik biyopsi yapılır.

Torakoskopik biyopsi, açık akciğer biyopsisinden daha fazla tercih edilir. Göğüs cerrahisi hekimleri tarafından genel anestezi altında göğüs duvarından açılan bir delikten endoskop ile göğüs boşluğuna girilerek plevradan parça alınması işlemidir.

Tüm tanısal yöntemlere rağmen plevra sıvısına neden olan hastalığın tanısına, olguların % 20'inde ulaşılamaz. Bu hastaların klinik ve radyolojik olarak takip edilmesi gerekir.

Tedavi

Terapötik hareket tarzı genellikle palyatiftir, ancak yaşa, hastanın genel durumuna ve özelliklede primer tümöre bağlıdır. Prognoza bağlı olarak tedavinin masrafı, yan etkileri, etkinliği, invazifliği ve etkinliği göz önüne alınmalıdır.

Sistemik Tedavi

Kemoterapiye duyarlı primer hastalığı olanlarda (özellikle Hodgkin hastalığı ve NHL, küçük hücreli bronşial karsinom, meme kanseri ve testis tümörlerinde) kural olarak küçük miktardaki malign plevral mayiler uygun bir sistemik kemoterapi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Yine fazla miktarda, semptomatik mayiler de bu durumlarda tümöre özel ilave bir lokal tedaviye gerek duymazlar. Sadece mayiyi boşaltmak için punksiyon (gerektiğinde tekrarlanarak) yapılır.

Lokal Tedavi

Kemoterapiye hassas olmayan tümörü olanlarda malign plevral mayiler bir drenaj yerleştirilerek ve plöredez uygulanmaya çalışılarak tedavi edilmelidir. Tek başına punksiyon uygulaması sadece kısa süreli bir fayda sağlar (kısa süre içinde tekrarlar). Bu nedenle sık tekrar edilmeleri gerekir. Bu tekrarlamalar pnömotorax veya plevra empiyemi için yüksek bir riskide beraberinde taşırlar. Bundan dolayı sadece kısıtlı hayat beklentisi olan hastalarda endikedirler.

Plevra Drenajı

Sonografik görüntülemeden sonra alışılageldik şekilde özenle yeterli kalınlıkta bir plevra kateteri yerleştirilir: Mayi tam olarak boşaltılmalıdır- bir taraftan vakaların yaklaşık yarısında (Deppermann’a göre %45, 1996) plevral eksüdasyonda dinme sağlanabilirken, diğer taraftan bu kateter başarılı bir plöredez uygulanması için bir ön hazırlıktır. Burada kateterin yerinin ve kalan mayi miktarının günlük kontrolleri, gerekirse erken dönemde kateterin yerinin düzeltilmesi veya yetersiz çalışan kateterin yenisiyle değiştirilmesi gereklidir. Plevral effüzyonlarda sık sık ortaya çıkan, efüzyonun belirli alanlarda hapsolduğu durumlarda, genellikle cerrahi yollarla (Plevrektomi) etkili bir tedavi yapılabilir.

Cerrahi Tedavi

Plöredez uygulanmasına rağmen refrakter plevral effüzyonlarda genel durumu iyi olan seçilmiş vakalarda cerrahi bir palyatif tedavi düşünülebilir.
Plevrektomi sıklıkla efektiftir (%90), ama yüksek bir perioperatif mortalite (%10) ve komplikasyon oranına (%23) sahiptir. Subkutan manuel pompası olan plöroperitoneal bir şant yerleştirilmesi her halukarda tam bir narkoz gerektirir, hem de peritoneal bir tümör yayılımına neden olabilir. Şantın yer değiştirmesi yaklaşık olarak %25 oranında ortaya çıkar.

Akciğer zarında sıvı
Plevra effüzyonu
Akciğer hastalıkları